Blogy

Kaygılı Bağlanma ve Terk Edilme Şeması | İlişkilerde Terk Korkusu

Kaygılı Bağlanma ve Terk Edilme Şeması Nedir? İlişkilerde Terk Edilme Korkusu Klinik Psikolog Mina Ülgen “Ya giderse?” düşüncesi, bazı ilişkilerde yoğun bir kaygının temelini oluşturabilir. Partnerin mesajına geç cevap vermesi, daha az ilgi göstermesi veya kısa süreli bir mesafe koyması, kişi tarafından ilişkinin sona ereceğine dair bir işaret olarak algılanabilir. Bu durum zaman zaman kaygılı […]

Kaygılı Bağlanma ve Terk Edilme Şeması

Kaygılı Bağlanma ve Terk Edilme Şeması Nedir? İlişkilerde Terk Edilme Korkusu

Klinik Psikolog Mina Ülgen

“Ya giderse?” düşüncesi, bazı ilişkilerde yoğun bir kaygının temelini oluşturabilir. Partnerin mesajına geç cevap vermesi, daha az ilgi göstermesi veya kısa süreli bir mesafe koyması, kişi tarafından ilişkinin sona ereceğine dair bir işaret olarak algılanabilir.

Bu durum zaman zaman kaygılı bağlanma ve terk edilme/istikrarsızlık şeması ile ilişkili olabilir. Ancak her terk edilme korkusunun kaygılı bağlanma stilinden veya bir şemadan kaynaklandığını söylemek doğru değildir. Bu kavramların anlaşılması için kişinin geçmiş deneyimleri, mevcut ilişkisi ve psikolojik özellikleri birlikte değerlendirilmelidir.

Bu yazıda bağlanma teorisi, kaygılı bağlanma, kaçıngan bağlanma ve terk edilme şeması arasındaki ilişki; bilimsel araştırmalar doğrultusunda ele alınmaktadır.

Bağlanma Teorisi Nedir?

Bağlanma kuramı, John Bowlby tarafından geliştirilen ve bireyin özellikle erken dönem bakım verenleriyle kurduğu ilişkilerin ilerleyen yaşamındaki yakın ilişkiler açısından önemli olabileceğini öne süren bir kuramdır (Bowlby, 1969).

Mary Ainsworth ve çalışma arkadaşlarının araştırmaları da bağlanma örüntülerinin anlaşılmasına önemli katkılar sağlamıştır (Ainsworth, Blehar, Waters, & Wall, 1978).

Bağlanma kuramına göre çocuk ile bakım veren arasındaki ilişkinin niteliği, çocuğun kendisi ve diğer insanlar hakkında bazı beklentiler geliştirmesinde rol oynayabilir. Tutarlı, duyarlı ve güven verici bakım deneyimleri, güvenli bağlanma örüntüsünün gelişimini destekleyebilir.

Buna karşılık bakım verenin tutarsız, reddedici, ihmal edici veya öngörülemez olduğu deneyimler bazı çocuklarda güvensiz bağlanma örüntülerinin gelişimiyle ilişkili olabilir (Cassidy & Shaver, 2016; Mikulincer & Shaver, 2007).

Bağlanma deneyimleri yetişkinlikteki ilişkileri tek başına belirlemez. Bununla birlikte kişinin yakınlık kurma, güven duyma, destek arama ve ilişkilerde yaşanan mesafelere verdiği tepkiler üzerinde etkili olabilecek faktörlerden biri olarak değerlendirilmektedir.

Yetişkinlerde Bağlanma Stilleri Nelerdir?

Yetişkin bağlanması araştırmalarında farklı modeller kullanılmaktadır. Genel olarak güvenli bağlanma ile birlikte kaygılı, kaçıngan ve bazı modellerde korkulu/dağınık bağlanma örüntülerinden söz edilmektedir.

Kaygılı Bağlanma Nedir?

Kaygılı bağlanma, yakın ilişkilerde reddedilme veya terk edilme konusunda daha fazla kaygı yaşama, partnerden güvence arama ve ilişkinin güvenliğine ilişkin belirsizliklere karşı daha duyarlı olma eğilimiyle ilişkilendirilmektedir.

Kaygılı bağlanma örüntüsüne sahip bir kişi;

  • Partnerinin ilgisindeki küçük değişiklikleri daha yoğun fark edebilir.
  • İlişkinin devam edip etmeyeceği konusunda sık sık endişelenebilir.
  • Partnerinden daha fazla güvence ve onay arayabilir.
  • Mesajlara veya iletişimdeki değişikliklere karşı hassasiyet gösterebilir.
  • Ayrılık veya reddedilme ihtimalini yoğun bir tehdit olarak algılayabilir.

Bu özelliklerin görülmesi tek başına kişinin “kaygılı bağlanma stiline sahip” olduğu anlamına gelmez. Bağlanma örüntülerinin değerlendirilmesinde kişinin ilişkisel davranışlarının bütünü ve yaşam öyküsü dikkate alınmalıdır.

Kaçıngan Bağlanma Nedir?

Kaçıngan bağlanma, yakınlık ve bağımlılık konusunda daha fazla mesafe ihtiyacı duyma, duygusal ihtiyaçları ifade etmekte zorlanma veya başkalarına güvenme konusunda daha temkinli olma eğilimiyle ilişkilendirilmektedir.

Kaçıngan bağlanma örüntüsünde kişi;

  • Duygusal yakınlık arttığında geri çekilebilir.
  • Bağımsızlığına daha fazla önem verebilir.
  • Duygusal ihtiyaçlarını ifade etmekte zorlanabilir.
  • İlişkide yoğun yakınlık beklentisi karşısında rahatsızlık hissedebilir.

Bu nedenle kaygılı ve kaçıngan bağlanma özelliklerinin bir ilişkide karşı karşıya gelmesi, zaman zaman “yaklaşma–uzaklaşma” döngüsüne yol açabilir. Bir taraf yakınlık ve güvence ararken diğer taraf daha fazla mesafe isteyebilir.

Ancak her kaygılı-kaçıngan ilişki aynı şekilde ilerlemez ve bu kavramlar ilişkiyi tek başına açıklamak için kullanılmamalıdır.

Terk Edilme Şeması Nedir?

Terk edilme/istikrarsızlık şeması, Şema Terapi yaklaşımında kişinin önemli gördüğü insanların kendisini terk edeceğine, ilişkilerin sona ereceğine veya ihtiyaç duyduğu kişiler tarafından istikrarlı biçimde desteklenmeyeceğine ilişkin kalıcı beklentilerinden biri olarak ele alınır (Young, Klosko, & Weishaar, 2003).

Bu şema, erken dönem yaşam deneyimleriyle ilişkili olarak gelişebilir. Özellikle bakım verenlerin tutarsız olması, önemli ilişkilerin kaybı veya ayrılıklar, istikrarsız bakım deneyimleri ve çocuğun duygusal ihtiyaçlarının yeterince karşılanmaması gibi deneyimler bu tür şemaların gelişiminde rol oynayabilir.

Ancak bir kişinin terk edilme şemasına sahip olması için mutlaka belirli bir çocukluk travması yaşamış olması gerekmez. Şemaların oluşumunda birden fazla yaşam deneyimi ve bireysel özellik rol oynayabilir.

Kaygılı Bağlanma ile Terk Edilme Şeması Arasında İlişki Var mı?

Evet, araştırmalar kaygılı bağlanma ile terk edilme/istikrarsızlık şeması arasında anlamlı bir ilişki olabileceğini göstermektedir. Bununla birlikte bu ilişki, iki kavramın aynı olduğu veya birinin her zaman diğerine neden olduğu anlamına gelmez.

Kaygılı bağlanmada kişinin temel endişelerinden biri ilişkinin güvenliği ve partner tarafından terk edilme ihtimali olabilir. Terk edilme şeması da kişinin yakın ilişkilerinde terk edilme veya ilişkinin istikrarsız hale gelmesi beklentisini güçlendirebilir.

Bu nedenle iki yapı birbirini besleyen bir döngünün parçası haline gelebilir.

Örneğin kişi partnerinin daha az mesaj attığını fark ettiğinde:

“Benden uzaklaşıyor.”

→

“Beni terk edecek.”

→

“İlişkiyi kaybedebilirim.”

→

Yoğun kaygı

→

Daha fazla güvence arama

→

Partner üzerinde daha fazla baskı oluşması

şeklinde bir ilişki döngüsü ortaya çıkabilir.

Kurtuluş ve Kökçam (2023), kaygılı bağlanma ile terk edilme şeması arasındaki ilişkiyi incelemiş; kaygılı bağlanma düzeyi ile terk edilme şeması arasında anlamlı bir ilişki bildirmiştir. Benzer şekilde Sava ve Yıldız (2021), terk edilme şemasının bağlanma kaygısı ile ilişki doyumu arasındaki ilişkide aracılık rolü oynayabileceğini bildirmiştir.

Bu bulgular, terk edilme şemasının bazı kişilerde ilişki güvenliğiyle ilgili kaygıların sürmesinde rol oynayabileceğine işaret etmektedir.

“İlişkimi Kaygılarımla Baltalıyor Muyum?”

Terk edilme korkusu yoğun olduğunda kişi, aslında ilişkisinde var olmayan bir tehdidi varmış gibi algılayabilir.

Örneğin partnerin birkaç saat mesaj atmaması:

Gerçek durum:
Partner henüz mesaj göndermemiştir.

Şemanın yorumu:
“Artık benimle ilgilenmiyor.”

Kaygının yorumu:
“Beni terk edecek.”

Davranış:
Tekrar tekrar mesaj göndermek, güvence istemek veya partnerin ilgisini test etmek.

Bu davranışlar kısa vadede kaygıyı azaltabilir. Ancak uzun vadede ilişkide gerilim oluşturabilir ve kişinin korktuğu durumun gerçekleşme ihtimalini artırabilecek bir ilişki döngüsüne katkıda bulunabilir.

Bu nedenle burada amaç kişinin kendisini suçlaması değil, kaygının düşünce ve davranışları nasıl etkilediğini fark etmesidir.

Terk Edilme Şeması İlişkilerde Nasıl Görülebilir?

Terk edilme şeması tetiklendiğinde bazı kişilerde şu davranışlar görülebilir:

  • Sürekli güvence arama
  • Partnerin sevgisini veya bağlılığını test etme
  • Mesajlara ve iletişim sıklığına aşırı anlam yükleme
  • İlişkinin biteceğine dair yoğun düşünceler
  • Aşırı fedakârlık yapma
  • Partnerin davranışlarını sürekli analiz etme
  • Kısa süreli mesafeyi reddedilme olarak algılama
  • Ayrılık ihtimaline karşı yoğun kaygı yaşama

Bu davranışların herhangi birinin görülmesi tek başına terk edilme şeması olduğu anlamına gelmez. Önemli olan davranışın ne sıklıkta ortaya çıktığı, kişinin yaşamını ve ilişkisini ne ölçüde etkilediği ve hangi düşünce veya duygularla birlikte ortaya çıktığıdır.

Kendini Gerçekleştiren Kehanet Nedir?

Terk edilme korkusu bazen kişinin ilişki içerisinde korktuğu sonucu doğurabilecek davranışlara yönelmesine neden olabilir.

Örneğin kişi terk edilmekten korktuğu için sürekli güvence talep edebilir. Partneri üzerinde baskı oluştuğunda partner uzaklaşabilir. Bu uzaklaşma ise kişinin:

“Gördün mü, sonunda beni terk etti.”

şeklindeki temel inancını güçlendirebilir.

Bu durum psikolojide farklı biçimlerde kendini gerçekleştiren kehanet kavramıyla açıklanabilir.

Burada önemli olan kişinin “ilişkimi ben bozuyorum” şeklinde kendisini suçlaması değildir. Amaç, korkunun tetiklediği davranışların ilişki dinamiğini nasıl etkileyebildiğini fark etmektir.

Terk Edilme Korkusuyla Nasıl Başa Çıkılır?

Terk edilme korkusuyla başa çıkmanın ilk adımlarından biri, bu korkunun hangi durumlarda tetiklendiğini fark etmektir.

Kişi kendisine şu soruları sorabilir:

  • Hangi durumlarda terk edileceğim korkusu ortaya çıkıyor?
  • Partnerimin davranışını nasıl yorumluyorum?
  • Elimdeki gerçek bilgi ile yaptığım yorum aynı mı?
  • Güvence aradığımda kısa vadede ne hissediyorum?
  • Bu davranış uzun vadede ilişkime nasıl etki ediyor?
  • Şu anda geçmişteki bir deneyime mi tepki veriyorum, yoksa mevcut duruma mı?

Bu farkındalık, otomatik düşünceler ile gerçek durum arasındaki farkın görülmesine yardımcı olabilir.

Bunun yanında duyguları düzenleme becerilerini geliştirmek, sağlıklı sınırlar oluşturmak ve ilişkide açık iletişim kurmak da destekleyici olabilir.

Şema Terapi Terk Edilme Şeması Üzerinde Nasıl Çalışır?

Şema Terapi, erken dönem uyumsuz şemaları ve bu şemaların güncel yaşamda nasıl tetiklendiğini ele alan bir psikoterapi yaklaşımıdır.

Terk edilme şemasıyla çalışırken kişinin;

  • şemanın ne zaman ortaya çıktığını fark etmesi,
  • geçmiş deneyimleri ile güncel tepkileri arasındaki bağlantıyı anlaması,
  • şema tetiklendiğinde ortaya çıkan duygu ve davranışları tanıması,
  • karşılanmamış duygusal ihtiyaçlarını fark etmesi,
  • daha sağlıklı başa çıkma biçimleri geliştirmesi

üzerinde çalışılabilir.

Şema Terapisi’nin amacı kişinin “terk edilmeyeceğine” dair garanti vermek değildir. Bunun yerine kişinin terk edilme ihtimali karşısında da kendisini düzenleyebilmesi, sağlıklı sınırlar oluşturabilmesi ve ilişkilerinde daha işlevsel tepkiler geliştirebilmesi hedeflenir.

Şema Terapi’nin erken dönem uyumsuz şemalar ve çeşitli psikolojik sorunlar üzerindeki etkisine ilişkin araştırmalar bulunmaktadır (D’Rozario & Pilkington, 2021).

EMDR Terk Edilme Korkusunda Kullanılır mı?

EMDR, özellikle travmatik yaşantıların işlenmesine yönelik yapılandırılmış bir psikoterapi yaklaşımıdır.

Terk edilme korkusunun arkasında travmatik veya yoğun duygusal yaşantılar bulunuyorsa, terapistin klinik değerlendirmesine göre bu yaşantılar EMDR sürecinde ele alınabilir.

EMDR’nin amacı doğrudan “terk edilme şemasını ortadan kaldırmak” değildir. Terapi sürecinde kişinin geçmiş yaşantılarla ilişkili yoğun duygusal tepkilerinin yeniden işlenmesi hedeflenebilir.

Astaneh ve arkadaşlarının (2013) çalışmasında EMDR’nin borderline kişilik bozukluğu olan bireylerde erken dönem uyumsuz şemalar üzerindeki etkisi incelenmiştir. Bu tür çalışmalar, EMDR’nin belirli klinik gruplarda şemalarla ilişkili süreçlerde kullanılabileceğine ilişkin araştırma alanını desteklemektedir; ancak sonuçlar her birey için aynı şekilde genellenmemelidir.

BDT Terk Edilme Korkusunda Kullanılabilir mi?

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) de terk edilme korkusuyla ilişkili düşünce ve davranışların ele alınmasında kullanılabilecek yaklaşımlardan biridir.

Terapi sürecinde kişinin;

“Bana geç cevap verdi, demek ki artık beni istemiyor.”

gibi otomatik düşüncelerini fark etmesi ve bu düşünceleri mevcut kanıtlar üzerinden değerlendirmesi üzerinde çalışılabilir.

Ayrıca güvence arama, sürekli kontrol etme veya kaçınma gibi davranışların kaygıyı nasıl etkilediği incelenebilir.

Bu nedenle tek bir terapi yönteminin herkes için uygun olduğunu söylemek yerine, kişinin ihtiyaçlarına göre terapi yaklaşımının belirlenmesi daha doğru olacaktır.

Kaygılı Bağlanmadan Daha Güvenli Bir İlişki Biçimine Geçilebilir mi?

Bağlanma örüntüleri değişmez ve tamamen sabit kişilik özellikleri olarak değerlendirilmemelidir.

Yeni ilişki deneyimleri, psikoterapi, farkındalık ve kişinin geliştirdiği yeni başa çıkma becerileri zaman içerisinde ilişkilerdeki güvenlik algısını ve davranış biçimlerini etkileyebilir.

Buradaki amaç kişinin hiçbir zaman terk edilme korkusu yaşamaması değildir. Daha gerçekçi hedeflerden biri:

“Bir ilişki sona erse bile bununla baş edebilirim.”

düşüncesini geliştirebilmek ve kişinin kendi duygusal ihtiyaçlarını karşılayabilme kapasitesini güçlendirmektir.

Sık Sorulan Sorular

Kaygılı bağlanma ile terk edilme şeması aynı şey midir?

Hayır. Kaygılı bağlanma bir bağlanma örüntüsünü ifade ederken, terk edilme/istikrarsızlık şeması Şema Terapi’de kullanılan bir kavramdır. Araştırmalar bu iki yapı arasında ilişki bulunabileceğini göstermektedir.

Terk edilme şeması neden oluşur?

Terk edilme şemasının gelişiminde erken dönem ilişkiler, bakım deneyimleri, kayıplar, ayrılıklar ve tutarsız ilişkisel deneyimler gibi çeşitli faktörler rol oynayabilir. Tek bir neden bütün bireyler için geçerli değildir.

Kaygılı bağlanan kişiler neden sürekli güvence ister?

Kaygılı bağlanma örüntüsünde ilişki güvenliğine yönelik belirsizlik daha yoğun yaşanabilir. Bu nedenle kişi partnerinden daha fazla onay veya güvence arayabilir.

Terk edilme korkusu ilişkileri nasıl etkiler?

Yoğun terk edilme korkusu, kişinin partnerinin davranışlarını tehdit olarak yorumlamasına ve sürekli güvence arama, kontrol etme veya ilişkiyi test etme gibi davranışlara yönelmesine neden olabilir. Bu davranışlar bazı ilişkilerde gerilimi artırabilir.

Terk edilme şeması terapiyle değişebilir mi?

Şema Terapi gibi yaklaşımlar erken dönem uyumsuz şemaların fark edilmesi ve daha işlevsel başa çıkma biçimlerinin geliştirilmesi üzerine çalışır. Terapi sürecinin sonucu kişiden kişiye değişir ve kesin bir sonuç garantisi verilemez.

Terk edilme korkusu için hangi terapi yöntemi kullanılır?

Kişinin ihtiyaçlarına göre Şema Terapi, BDT, EMDR veya başka psikoterapi yaklaşımları değerlendirilebilir. Hangi yöntemin uygun olduğuna klinik değerlendirme sonucunda karar verilmesi gerekir.

Ankara’da psikolojik destek almak için hangi uzmana başvurmalıyım?

Terk edilme korkusu, ilişki sorunları veya bağlanma ile ilgili güçlükler günlük yaşamınızı etkiliyorsa, Ankara’da hizmet veren bir psikolog veya psikiyatristten profesyonel değerlendirme alabilirsiniz. Uzmanın eğitim ve çalışma alanlarının ihtiyaçlarınızla uyumlu olması önemlidir.

Sonuç

Kaygılı bağlanma ve terk edilme şeması, kişinin yakın ilişkilerinde yaşadığı güvenlik ve terk edilme korkusunu anlamada birlikte değerlendirilebilecek iki farklı psikolojik kavramdır.

Kaygılı bağlanma, ilişkide reddedilme ve terk edilme konusunda artmış hassasiyetle ilişkili olabilirken, terk edilme/istikrarsızlık şeması kişinin ilişkilerin sona ereceğine veya önemli insanların kendisini terk edeceğine yönelik daha kalıcı beklentilerini ifade eder.

Bu iki yapı arasındaki ilişki, kişinin partnerinin davranışlarını nasıl yorumladığını ve bu yorumların hangi davranışlara yol açtığını anlamak açısından önem taşıyabilir.

Yoğun terk edilme korkusu yaşıyorsanız, kendinizi suçlamak yerine bu korkunun hangi durumlarda tetiklendiğini ve ilişkilerinizde nasıl bir döngü oluşturduğunu anlamaya çalışmak önemli bir başlangıç olabilir. Gerektiğinde bir psikolog veya psikiyatristten profesyonel destek alınabilir.


Klinik Psikolog Mina Ülgen

24 Ağustos 2026



Kaynakça

Ainsworth, M. D. S., Blehar, M. C., Waters, E., & Wall, S. (1978). Patterns of attachment: A psychological study of the strange situation. Lawrence Erlbaum Associates.

Ahmad, M. S., Hussain, S., Riaz, M. N., & Zahra, S. A. (2022). Impact of childhood trauma and parental bonding on early maladaptive schemas among young adults. Journal of Behavioural Sciences, 32(1), 75–94.

Astaneh, M. M., Shabani, A., Atef Vahid, M. K., & Rezaei, F. (2013). The effectiveness of EMDR on reduction of early maladaptive schemas in patients with borderline personality disorder. Iranian Journal of Psychiatry and Clinical Psychology, 19(2), 136–144.

Bowlby, J. (1969). Attachment and loss: Vol. 1. Attachment. Basic Books.

Cassidy, J., & Shaver, P. R. (Eds.). (2016). Handbook of attachment: Theory, research, and clinical applications (3rd ed.). Guilford Press.

D’Rozario, A., & Pilkington, P. D. (2021). A systematic review of schema therapy interventions for adults with early maladaptive schemas: Clinical outcomes and mechanisms of change. Clinical Psychology & Psychotherapy, 28(5), 1040–1059.

Fodor, L. A., Ștefan, S., Boian, R., & David, D. (2024). Early maladaptive schemas and romantic relationships: A systematic review and meta-analysis. Journal of Social and Personal Relationships, 41(1), 12–30.

Iftene, F., & Dima, L. (2021). The relationship between early maladaptive schemas and adult attachment styles: A systematic review. Journal of Evidence-Based Psychotherapies, 21(1), 45–62.

Kurtuluş, N., & Kökçam, B. (2023). Kaygılı bağlanma stili ve terk edilme şeması arasındaki ilişkinin incelenmesi. Psikoloji Araştırmaları Dergisi, 46(2), 123–140.

Lukáč, M., & Popelková, M. (2020). The effectiveness of schema therapy in treating clients with early maladaptive schemas related to attachment issues. Clinical Social Work and Health Intervention, 11(3), 54–60.

Mikulincer, M., & Shaver, P. R. (2007). Attachment in adulthood: Structure, dynamics, and change. Guilford Press.

Sava, F. A., & Yıldız, M. A. (2021). The mediating role of abandonment schema in the relationship between attachment anxiety and relationship satisfaction. Current Psychology, 40, 1545–1554.

Şahin, A., & Karaşar, B. (2023). Terk edilme şeması ile psikolojik sağlamlık ve ayrılık kaygısı arasındaki ilişkilerin incelenmesi. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 13(69), 1–13.

van IJzendoorn, M. H., & Bakermans-Kranenburg, M. J. (1996). Attachment representations in mothers, fathers, adolescents, and clinical groups: A meta-analytic search for normative data. Journal of Consulting and Clinical Psychology, 64(1), 8–21.

Young, J. E., Klosko, J. S., & Weishaar, M. E. (2003). Schema therapy: A practitioner’s guide. Guilford Press.

Tento obsah slouží pouze pro obecné informační účely. Nepředstavuje diagnózu, léčbu ani reklamu. Každá aplikace je individuální a měla by být posouzena vaším lékařem. Nenahrazuje lékařskou pomoc; vždy vyhledejte odborný lékařský posudek týkající se vašeho zdravotního stavu.